KSÜ'de COP31 Gönüllülük Programı Öğrencilere Tanıtıldı
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinde düzenlenen etkinlikte iklim değişikliği, gönüllülük ve yapay zekânın çevresel etkileri ele alındı.
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinde (KSÜ) düzenlenen “COP31 Gönüllülük Programı: Kampüsten İklim Eylemine” etkinliğinde, iklim değişikliğiyle mücadele, yeşil dönüşüm, gönüllülük faaliyetleri ve yapay zekânın çevresel etkileri konuşuldu.
KSÜ ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa Rektör Prof. Dr. İbrahim Taner Okumuş, rektör yardımcıları, Genel Sekreter Prof. Dr. Fatih Tiyek, fakülte dekanları, ilgili kurum temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Gençlere iklim eylemi çağrısı
Açılışta konuşan Rektör Prof. Dr. İbrahim Taner Okumuş, iklim değişikliği ve küresel ısınmanın dünyanın öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldığını belirtti. Türkiye'nin bu alandaki çalışmalarına ve yeşil dönüşüm politikalarına dikkat çeken Okumuş, gençlerin iklim değişikliğiyle mücadelede aktif rol üstlenmesinin önemini vurguladı.
Okumuş, gönüllülük faaliyetlerinin öğrencilere farklı alanlarda sorumluluk alma ve katkı sunma imkânı sağladığını söyledi. COP31 sürecinin yalnızca bir uluslararası organizasyondan ibaret olmadığını, gençler için kariyer ve kişisel gelişim fırsatları da sunduğunu dile getirdi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tanıtım ve Organizasyon Koordinatörü Zeynep Kasa ise COP31'in kapsamı ve gönüllülük programına ilişkin bilgiler paylaştı. Kasa, gönüllülük programına yaklaşık 45 bin başvuru yapıldığını, bu yıl Antalya'da düzenlenecek zirvede yaklaşık 3 bin öğrencinin görev almasının planlandığını açıkladı.
Bakanlığın üniversitelerde iklim değişikliği konusunda farkındalık oluşturmak için çalışmalar yürüttüğünü kaydeden Kasa, bilgisayar mühendisliğinden çevre mühendisliğine, tarımdan şehir planlamasına kadar pek çok alanın iklim eylemine katkı sağlayabileceğini belirtti. Öğrencilerin kendi uzmanlık alanlarında geliştirecekleri projelerle sürece katkı sunabileceğini söyledi.
Yapay zekâ ve iklim ilişkisi
KSÜ Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kevser Cırık, “Teknoloji Çağında İklim Değişikliği ve Yapay Zekâ” başlıklı sunumunda Sanayi Devrimi sonrasında sera gazı ve karbondioksit emisyonlarındaki artışın küresel ısınmayı hızlandırdığını anlattı. Pandemi döneminde üretim ve ulaşım faaliyetlerinin azalmasıyla emisyonlarda yaşanan düşüşün, insan faaliyetleri ile iklim arasındaki ilişkiyi gösteren örneklerden biri olduğunu kaydetti.
Cırık, Paris Anlaşması kapsamında sera gazı emisyonlarının azaltılmasının ve yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılmasının önemine değindi. Mevcut ısınma eğilimi sürerse kuraklık, su kıtlığı ve doğal afet risklerinin daha da artacağını söyledi.
Yapay zekânın akıllı şehirler, akıllı tarım, enerji verimliliği, akıllı sulama sistemleri ve sel erken uyarı uygulamaları gibi alanlarda katkı sağlayabileceğini belirten Cırık, bu teknolojilerin çevresel maliyetinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı. Veri merkezlerinin enerji ve su tüketimine dikkat çekerek, düşük karbonlu üretim ve kaynakların verimli kullanılmasının önemini anlattı.
İklim dirençli şehirler için altyapı
Çevre Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Emre Oğuz Köroğlu, “Gezegenin Kan Tahlili ve İklim Direnci” başlıklı sunumunda su kaynakları, atık su altyapısı ve şehirlerin iklim krizine karşı dayanıklılığını ele aldı. Şehirlerin gelişmişliğinin yalnızca fiziksel yapılarla değil, kriz anlarında temel hizmetleri sürdürebilen altyapı sistemleriyle de değerlendirilmesi gerektiğini belirten Köroğlu, atık su arıtma tesislerini insan vücudundaki böbrek ve karaciğer gibi işlev gören sistemlere benzetti.
Köroğlu, iklim krizinin yalnızca atmosfer sıcaklıklarındaki artıştan ibaret olmadığını, su döngüsü ve ekosistemlerdeki bozulmaların da önemli riskler oluşturduğunu söyledi. Yüzey ve yer altı su kaynaklarını ifade eden mavi su ile toprak nemini ifade eden yeşil suyun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Dağınık, modüler ve yedekli sistemlerin şehirlerin krizlere karşı dayanıklılığını artırabileceğini söyleyen Köroğlu, yağmur sularının depolanması, sünger şehir uygulamaları ve atık su tesislerinin kaynak geri kazanım merkezlerine dönüştürülmesine değindi. Atık sulardan biyogaz ve gübre üretilebileceğini, geleceğin arıtma tesislerinin su, enerji ve karbon geri kazanımını birlikte sağlayacak şekilde tasarlanabileceğini ifade etti. COP31 sürecinin teknoloji, finansman, kapasite geliştirme ve nitelikli insan kaynağı yatırımları açısından fırsat sunduğunu da kaydetti.
Sunumların ardından soru-cevap bölümünde katılımcıların soruları yanıtlandı, program toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
Fotoğraf: Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi · Bu haber, kurumun basın bülteninden yapay zekâ desteğiyle derlenmiştir.

